Hicret

Hicret

Bir zaferdir hicret sabırdan sonra…

Bir duruştur şirk ve zulme karşı…

Bir aşk yolculuğudur maşukun emrine doğru…

Bir ubudiyet halidir hicret, Rububiyet dairesine mukabil…

Terktir dünyayı ve içindeki fanileri ukbadaki ebed diyarı için…

Farkındalığıdır aslında vazife-i hayatın…

Belki de emaneti sahibine teslim etmenin adıdır.

Zulüm ve zulümatın zirve noktasına kadar bekleyiş sonrası ilk adımdır…

Öyle bir adım ki akıbet meçhul, malum olan sadece rıza’ya olan taleb…

Bazen de afaktan enfüse doğru bir yükseliş!

Kim bilir bazımız için çepeçevre sarıldığımız dikenli sarmaşıklardan âzade olmaktır.

Çoğu zaman bir sınanış, bir hatırlatış.

Hicret deyince sadece bir takvim mi hatırlanmalı?

O takvim de bir başlangıç, bir doğuş, bir oluş, bir sorgulayış olmamalı mı?

Hicret sadece tehlikeli bir çöl yolculuğu mu olmalı?

Yoksa emir-i ilahi için her şeyden vazgeçilen ve o emir için her şeyin göze alındığı bir istikamet mi?

On dört asır önceki bir hal midir sadece?

Yoksa her asra ve sakinlerine bakan bir pusula mı?

Nefisten kalbe, zakkumdan tuğbaya, felsefeden vahye, dünyadan ahirete doğru tevcih edip ilk adımı atmanın adı mıdır?

Bugün en çok ihtiyacımız olan; nehiy dairesinden, dünyanın cazibesinden, zaaflarımızdan, tamâ ve gururdan, korkularımızdan kurtulmak için fıtrata yürüyüş olan bir hicrete ne zaman adım atacağız?

Fena ve fani karanlıklarda yolunu kaybetmişler için doğru yolu nasıl nurlandıracağız?

Herkesin dünyaya daldığı bu zaman-ı ahirde cadde-i kübra-i Kur’an’iye olan Sünnet-i Resulü (ASM) nasıl göstereceğiz?

Hicret…

Çok geç olmadan o zamana ve o zamandakilere dikkatlice bir kez daha bakmalıyız. O zamandan bu zamana kadar yapılan hicretlere nazar edip bu zamanın Hicretini başlatmalıyız.

Latest posts by İsmail Kartal (see all)
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.