Gayyadayız…

Baştan beri hep vardı zaten dünyanın cazibedarlığı, yaratılış hakikatinden gaflet verecek esbab hiç eksik olmadı ki. Karnlar, devirler geçti. Devletler, imparatorluklar göçtü. Eski zalimlerin yerini yeni diktatörler aldı ama hak ile batıl arasında ki cihad hiç bitmedi ki. Hayli vakit sonra ahirin ahiri geliverdi. Aydınlandı evlerimiz güya hatta sokaklarımız, parklarımız, binalarımız. Daha körpeyken zihin tarlamız sürüldü felsefe demiriyle ve ekildi gizli aşikâr küfür tohumları. Kaçanlar … Okumaya devam et Gayyadayız…

Nerede durulmalı?

Cenab-ı Hakkın rızasını gaye-i maksat ederek din-i Mübin-i İslam’a hizmeti gaye edinen fertler ve bu gaye istikametinde bir araya gelen fertlerden müteşekkil cemaat ve tarikatlerin hepsinden Allah razı olsun. Vahidiyet hakikati çerçevesinde bir araya gelen bu dini grupların fertlerinde ve grup olarak tümünde ayrı ayrı ehadiyet hakikati tezahür etmekte. Yani yaratılış itibarıyla her fert Ehad isimine mazhar ve farklı esmalara ayinedir. Dolayısıyla farklı meşreplerin olması … Okumaya devam et Nerede durulmalı?

Çok mu zor?

(Geniş daireye ait bu yazımda söz meclisten içeridir…) Risale-i Nur talebelerinin vefa borcu ve sadakat nişanı olarak nurani düsturlara ittiba etmesi çok mu zor Allah aşkına. Hz. Adem’den (as) itibaren devam eden hayır ve şer, iyi ve kötü, hak ve batıl mücadelesinde hak ve hakikat sancağı Hz. Peygamber’e (asm) kadar nebi ve resullerle taşınmış. Günümüze kadar da müceddidler vesilesiyle devam etmiştir. Tabii geniş siyasi dairede … Okumaya devam et Çok mu zor?

binyüzonbir

Artık birlik vaktidir. Birlerin birbirlerine tutunma vakti. Sımsıkı ve bırakmamacasına hak üzere ittihat vaktidir. Dört ayrı bir ayrı ayrı olsa kıymeti dörttür bilirsin. Yan yana omuz omuza gelirse dört ayrı bir, birbirinden aldığı kuvvetle binyüzonbir oluverir. Kimin hangi basamakta durduğunun önemi yok. Yan yana ve omuz omuza ise hepsi bir anda binyüzonbir kıymetinin içindedir. Rast gele çeksen birlerin birini sır bozulur. Tılsım kaçar. Binyüzonbirden geriye … Okumaya devam et binyüzonbir

Oruç mu, açlık mı?

Aslında ayetler ve hadislerden ramazan ve oruçla ilgili çok şey söylenebilir. Veya “ah eski ramazanlar” diye bir girizgâh da yapılabilir. Ne dersek diyelim, istediğimiz kadar fazilet ve hikmetlerini anlatalım. Ramazan ve orucun, şahsi ve sosyal hayatımızda ki bid’alarla tahrif olmuş, emr-i ilahinden uzaklaşmış ve maalesef gelenek ve göreneklerimizle yozlaşmış durumda olduğu gerçeği hepimizin bildiği ve yaşadığı bir gerçek. Toplum olarak artık mazeretsiz oruç tutmamayı kanıksadık. … Okumaya devam et Oruç mu, açlık mı?

Davamız namusumuzdur

Anadolum; gözleri yaşlı, sineleri buruk, hürriyet aşığı Anadolum. Sen ne badireler atlattın, ayağına bağlanan prangalara rağmen ne yollar aldın. Sen hep ezilsen de, sen hep sana rağmenli diktalarla zorlansan da sen Nur’un ışığını her daim berrak tuttun. Sel, afet olup tahrip suhuletiyle bozsa da yaptıklarını, sen sabırla ve dua ile Ferhat-vari inadına hizmet, inadına kardeşlik, inadına sabır dedin. Nur’un ve hizmetin zembereği medresemizin direkleri çatırdıyor, Nur’un … Okumaya devam et Davamız namusumuzdur