Hilal ile hilalin savaşı

BAŞLIK KULAĞIMIZIN ALIŞTIĞINDAN biraz farklı gelmiş olabilir. Biz hep “Haç ile hilalin savaşı” diye duymaya alıştık. Aslında şimdi de Yeni Zelanda’daki iki camiye yapılan insanlık dışı, vahşi saldırı sonucu yine kulağımızın alıştığı haliyle kullanılmaya devam ediliyor. Bense bunun hiç de söylendiği gibi olmadığını savunuyorum. Bana göre uzun süredir hilal ile hilalin savaşı yaşanıyor.

Yazımın asıl amacı “Hristiyan terörist” olarak önümüze konan bir caninin Cuma namazı vakti camiye saldırması neticesinde onlarca insanın vefat etmesi olmayacak. Bu derece vahşi bir terör eylemi sanırım vicdan sahibi tüm insanlığı derinden sarsmıştır. Ama diğer taraftan saldırıdan sonra etrafımdaki insanların ve özellikle de gittiğim camideki imamın saldırıya karşı verdiği tepkiler beni başka bir yönden endişelendirdi ve aşağıdaki satırları yazmaya sevk etti.

Camide sağduyu çağrısı beklerken beddualar eşliğinde “Zalimlerin kahrolduğunu bize göster Ya Rabbi” duasıyla neredeyse tüm Hristiyan dünyasının hedef alındığı bir hutbe dinledim. Etrafımdaki Hristiyanlık öfkesi de cabası. Böyle bir saldırıdan sonra nefret, intikam mı olması gerekirdi? Kendini tutamayan birisi kilise önünden geçerken oradaki Hristiyanlara saldırırsa ne olacak şimdi? Hafife almayın, ülkemizde örnekleri çok maalesef.

Saldırganın profiline bakalım isterseniz; Türklerin Yunan, Süryani ve Ermenilere soykırım yaptığını savunan, Müslümanlara boğazın doğu tarafında barış içinde yaşamayı teklif eden ve boğazın batısındaki tüm dinî eserleri yıkma tehdidinde bulunan, nefret saçan birisi. Başka bir bilgi henüz yok. Yani ne kadar dindar, Hristiyanlık emirleri yerine getirmede ne kadar gayretli, bu saldırıyı yaparken hangi dinî emirlere dayanarak bunu gerçekleştirdi şu an için bilmiyoruz. Yerel medyamız sadece “Hristiyan terörist” olmasıyla ilgileniyor ve sürekli “Hristiyanlık”ını ön plana çıkarıyor. Galiba “Müslüman terörist” haberlerinden sonra kendilerini biraz rahatlamış hissettiler, ne de olsa “Karşı taraf da böyle yaptı” diyebilecekler artık.

Basının ve haliyle etrafımızdaki insanların tutumları biraz tanıdık geliyor mu? “Hristiyan terörist” haberleri ile “Müslüman terörist” haberleri birbirine çok benzemiyor mu? Bir Hristiyan, Müslümanlara saldırdığında aslında en çok kendi haçına zarar veriyor. Tıpkı bir Müslümanın kendi hilaline zarar verdiği gibi. Hatırlayın “Müslüman terörist” haberlerinden sonra yaptığınız ilk şey ne oluyor? “Bunlar Müslüman değil, İslam’ı temsil etmiyorlar, İslam barış dinidir” savunması yapıyoruz.

Dinini en güzel şekilde yaşayıp temsil edemeyen bir caninin Hristiyanlığa verdiği şu zarara bakar mısınız? Hristiyanlıktan öte din algısına verdiği zarara ne demeli? Birçoklarına göre bu saldırı dinden kaynaklanıyor. Etrafımızda yakında bu ve bunun gibi saldırılar örnek gösterilerek “Dinler kötüdür, en iyisi dinsiz yaşamak, dinler savaş ve kötülükten başka ne getiriyor ki?” sözleri işitebiliriz. “Haklılar” demek istemiyorum ama barış adına ne yapıyoruz, buna doyurucu cevaplar verebilmeliyiz. Misalen dünya çapındaki iyilik ödülleri en çok dindarlara gitmeli, en etkin barış kuruluşları dindarların olmalı, iki grup arasındaki savaşları dindarlar aracı olarak sonlandırabilmeli, insanlar emanetlerini rahatlıkla dindarlara bırakabilmeli, çevremizde “Siz dindarsınız, sizden zarar gelmez” sözü çokça tekrarlanmalı vs. Benim hemen ilk olarak zihnimden geçenler.

Bu saldırı haberini gördüğümde ilk aklıma gelen nasıl barış ve huzur ortamı sağlanır diye düşünmek oldu. Mutlak küfrün ittihadla/ittifakla hücum ettiği bir ortamda bizler Bediüzzaman hazretlerinin de vurguladığı gibi Hristiyanların dindar ruhânîleriyle bile küfre karşı ittifak mı edeceğiz? Yoksa büyük insanlık barışının bir vesilesi ve teminatı olan ittihad-ı İslam düşüncesini dünyevî çıkarlarımıza alet ederek düşmanlık tohumları mı saçacağız? Böyle saldırılar karşısında Müslümanın hilale uygun vereceği “tepki” nasıl olmalı? Uzun bir yazı yazmak isterdim ama yazıyı herkes zihninde uzatsa belki daha hayırlı olacaktır. Sizce haç ile hilal mi savaşıyor, yoksa herkes kendi haçına ve kendi hilaline mi saldırıyor?

Latest posts by Tevfik Ertem (see all)

Hilal ile hilalin savaşı” üzerine 2 yorum

  1. Evet,çok güzel özetlemişsiniz sonunda:
    ” Haç ile hilal savaşmıyor, herkes kendi haçına ve kendi hilaline saldırıyor”
    Ortak düşman “ırkçılık, yani dinsizlik”

  2. Gerçekten içimden geenlerin benzerini, bir frekans öteden belirtmişsiniz.
    Yazılarınıza sonuna kadar katılıyoreum. Ve özellikle, Üstad’ın ileriye yönelik olan kerameti de çok anlamlı. Ancak, sanırım yapısal olarak böyle birisiyim, karşıma çıkan durumlarla ilgili her zaman “Acaba bu durumda ne yapabilirim?” der, ve mümkünse eleştirel olmamayı, yapıcı ve bütünleştirici olmayı tercih ederim.

    Hz. İsa(a.s.), İsevilir dinin de zuhur edeceği konusunda mutabıkmıyız? Amenna. Şuan da, yüce peygaMBERİN DİNİNE ALGI OPERAasyonu yapıldığı konusunu da sizden öğrendim, çok teşekkü ederim. Peki bu durumda, bizim tavrımız ve tutumumuz nasıl olmalı? Ne yapabiliriz Peygamberin dinine atılacak algı boyalarını engellemek için…. Hani derler ya… Mehdi(a.s.) ve Hz.İaa(a.s.) illa ki gelecek ve geldiklerinde ellerinden geleni yapacaklar. Ancak Mehdi bekleyerek hayat geçmez ki. Bizim ve cemaatvâri oluşumların var oluş sebebi, Hz.İsa(a.s.)’a ortam hazırlamak, elimizden geldiği ölçüde gerçek ile algı arasındaki farkı, insanlığa, özellikle gençliğe yutturulmak istenen algı dini(cübbe sarık ve tesbihten ibaret bir din) ile gerçek dini(Namaz kılma emri, kuruluşundan 20 yıl sonra gelmesine rağmen, dürüst olmak, ve hangi şart ve koşul altında olursa olsun aldatmamak, fazkire ve muhtaca yardım etmek olan gerçek din’i, birbirinden ayırt edebilmelerini sağlamak değil mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.