Yürüyüş ve duruş

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Bazen yanlış ya da eksik anlaşılmamak adına en sonda söylenmesi gerekeni başta söylemek evladır. Buna binaen hemen başta altını çizeyim; hiçbir şey zatında kötü değildir. Mesela zatında muhabbet güzel, adavet ise çirkin değildir. Kimi, niçin, ne maksatla sevdiğimiz ya da nefret ettiğimiz bu duygulara anlam katar. Allah’ı, emirlerini, eserlerini, peygamberini ve sünnetini ilahi rıza istikametinde sevmek güzel iken nefsin hevasını, şeytanın desiselerini ve isyanlarını sevmek … Okumaya devam et Yürüyüş ve duruş

Bir Mi’rac’dan geriye kalanlar

Abdülhamid Karagiyim

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Üstad’ımın Mi’rac risalesinde sunduğu o külli perspektifi layığınca anlamaya ve anlatmaya ne tâkatim ne de kabiliyetim var. Ama o okyanusun yalnızca giriş ve birinci esas bölümlerinden kendi kabıma damlayanları paylaşmak da bir hayırlı başlangıç sayılır inşallah. “Mi’rac meselesi erkân-ı îmâniyenin usulünden sonra terettüp eden bir neticedir. Ve erkân-ı îmâniyenin nurlarından medet alan bir nurdur.” Buradan anlıyorum ki imanın esasları iç dünyamda derinleştikçe ve kökleştikçe mi’rac … Okumaya devam et Bir Mi’rac’dan geriye kalanlar

Miracın meyvelerine dair bir not

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Miraç hakikatine dair akla gelebilecek her türlü soru ve vesvesenin makul izahları Otuz Birinci Söz’de yapılır. Miraç Risalesi de denilen bu Söz “dört esas” üzerine yazılmıştır. Risalenin giriş kısmında müellif eserde sırasını takip ettiği bu esasları şöyle sıralamıştır: Bu sırr-ı azîmin dört esası var: Birincisi: Miracın sırr-ı lüzumu nedir? İkincisi: Hakikat-i Mirac nedir? Üçüncüsü: Hikmet-i Mirac nedir? Dördüncüsü: Miracın semerat ve faydası nedir? Benim ders … Okumaya devam et Miracın meyvelerine dair bir not

İki kef (ك) ile iki nun (ن) kab-ı kavseynlerinde gerçekleşen ezeli iltifat

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Öyle harfler vardır ki tek bir nüktesini keşfetmek için gerektiğinde canlar feda edilir. Allah’ın ezeli kelamı olan Kur’an harfleri işte uğruna şehit düşülecek derecede kıymetli harflerdir. Birinci Dünya Savaşı’nın dehşetli günlerinde İşaratü’l İ’caz tefsirini telif ederken Bediüzzaman Said Nursi de bu manada bir halet-i ruhiyeye bürünmüştür. 1959 yılında talebelerine verdiği en son dersinin son satırlarında 44 yıl önceki tavrını kapalı bir üslupla zikrederek “azami ihlâs” … Okumaya devam et İki kef (ك) ile iki nun (ن) kab-ı kavseynlerinde gerçekleşen ezeli iltifat

Ene ve namaz

Mustafa Said İşeri

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Hazret-i Ali (RA) namaza duracağı vakit benzi sararır ve vücudu titrerdi: “Ne oluyorsun Ya Emire’l Mü’minin?” diye sorduklarında: “Allah’ın yerlere, dağlara ve göklere arz edip de onların kabulünden kaçındıkları ve benim boynuma aldığım ilahi emaneti ödeme zamanı gelmiştir, nasıl korkmayayım?” diye cevap verirdi. Peygamber Efendimiz’in (ASM) en büyük varislerinden biri olan Hz. Ali’nin (RA) bu yaklaşımı, namazın hakikatine dair şimdiye kadar bildiğimi zannettiklerimden çok daha farklı ve … Okumaya devam et Ene ve namaz

Mirac

İsmail Kartal
İsmail Kartal

Latest posts by İsmail Kartal (see all)

Her şey, O’ndan başka hiçbir şey yokken başladı. Zâti olan cemal ve kemaline muhabbet-i münezzehesiyle tecelli etti ilk evvel. Bilinmeyi irade etti  “ol” dedi ve oluverdi her şey. O andaki muhabbetten hâsıl oldu Muhammed (ASM). Çünkü cemal ve kemalin en azam tecelligâhı o (ASM) olacaktı. Onun (ASM) nuruyla nurlandı ve vücut buldu olanlar; zerreden şemse, semekten meleğe kadar. Kâinat bir şey için var oldu ve … Okumaya devam et Mirac