Tek yol “determinizm” mi?

Günümüz biliminin hakim paradigması doğa yasalarını aşılamaz ve evrensel doğrular imiş gibi gösterir. Her ne kadar bu tutum halihazırda takip edilen yöntem olsa da düşünce tarihini ve bilim felsefecilerinin bu mevzuya dair yaklaşımlarını inceleyenler bu tavrın tek ve zaruri yol olmadığını görürler. Bilimlere yönelik bu farklı yaklaşımları dört grup altında sınıflandırmaya çalışalım. Bunlar düzenci, araçsalcı, zorunlulukçu ve olasılıkçı yaklaşımlardır. Bu yaklaşımların dinlerin mucize kavramı ile olan ilişkisini de kısaca ifade edeceğiz. Bu izahın sebebi determinist bilim anlayışının mucizeler ile olan probleminin mutlak olarak görülmesinin gerekli olmadığını, başka bilim paradigmalarının da söz konusu olabileceği ve bu bilim paradigmalarının kabul edilmesi durumunda mucizeye karşı bakışın kökten değişebileceğinin altını çizmektir.

Düzenci (regularity) yaklaşım

David Hume’un determinizm eleştirisi üzerine bina edilmiş yaklaşımdır. Bu sebeptendir ki bu “düzenci” yaklaşıma “Humean theory” de denilmiştir. Bilindiği üzere, Hume kendi agnostik felsefesini temellendirmek üzere, sebepler ile sonuçlar arasında bir ilişki olduğunu ancak mantıksal ve fiziksel bir zorunluluk olmadığını, bu durumun tamamen psikolojik bir alışkanlığın tezahürü olduğunu ve sübjektif olduğunu ifade eder. Temelini Hume’un bu felsefesinden alan düzenci yaklaşıma göre “olgu”ların yasalara önceliği vardır. Yani yasa denilen şeyler aslında mutlak ve evrensel şeyler değil, aksine o ana kadar şahit olunan verilerin genellenmesinden hareketle oluşturulmuş “yasa gibi” (lawlike) şeylerdir. Dolayısıyla sözgelimi, bu zamana kadar yapılan gözlem ve deneylerin genellenmesiyle ortaya konulmuş çekim yasasına aykırı örnekler ile farz-ı muhal karşılaşsak bu yasa yeniden revize edilecek ve farklı bir formülasyonla ifade edilecektir. (Bu yaklaşımın sahibi Hume’un mucizeler ile çekişmesi ise ayrıca ironiktir. Zira mucizevi bir olay ile karşılaşıldığında yasa denilen şeyin revize edilmesi gerekliliği ortaya çıkar.)

Araçsalcı (instrumentalist) yaklaşım

“Araçsalcı” yaklaşımı savunanlar bilimsel teorilerin ontolojik statüsünü iyice düşürürler. Çünkü bu yaklaşıma göre bilimsel bir teorinin gerçeklik/doğa yasaları ile bağdaşması hedeflenmez. Aksine hedef, üretilen teorilerin bilim ve teknoloji yapmak için işe yarar ve tutarlı olmasıdır. Dolayıyla bir teorinin gerçeklikle uyuşmasına değil teknolojik buluşlara imkan sağlamasına aracılık etmesine bakılır. Bu teoriye göre klasik ifadeyle “eşyanın hakikati” ile ilgili bir izah yapılmadığı için mucizelerin doğa yasalarının ihlali olarak okunmasına gerek kalmaz. Çünkü ortada ihlal edildiği iddia edilebilecek bir doğa yasası yoktur.

Zorunlulukçu-determinist (necesseterian) yaklaşım

Bu felsefi yaklaşıma göre hangi nedenin hangi sonucu doğuracağı bellidir. Dolayısıyla aynı şartlar altına tutulmak kaydıyla ateş daima pamuğu yakar, bıçak daima keser. Eğer bir A bir B’yi meydana getiriyorsa şu an ve bir milyar sene sonra A ile B arasında mantıksal ve fiziksel bir zorunluluk daima söz konusudur. Bu sebep ve sonuç arasındaki ilişki belirli bir zaman ve mekan ile sınırlı değildir. Bu felsefi yaklaşıma göre doğa yasaları olgulara göre önceliklidir. Bu yüzden doğa yasalarına karşı geliştirilen yaklaşımlardan sadece bu yaklaşımda mucizeler doğa yasalarının ihlali olarak görülür. Ancak burada ifade etmek gerekir ki birçok felsefeci bu determinist yaklaşımı bile mucizelerin gerçekleşmesi için problem olarak görmemişlerdir. Hatta bazıları böyle bir birlikteliği arzulamışlardır. Onlara göre mucizelerin gerçekleşmesi fiziksel olarak imkansızdır. Ancak dinler mucizelerin gerçekleşmesini fiziksel bir olay olarak tarif etmemekte, aşkın bir güç tarafından gerçekleştiğini ifade etmektedir. Dolayısıyla determinist bir evren algısıyla mucizelerin olması arasında mantıksal bir ihtilaf yoktur.

Olasılıkçı (probabilistic) yaklaşım

A’nın olması B’nin olmasını birçok değişik durumda bile artırıyorsa olasılıkçı nedenselliğin var olduğu söylenebilir. Zorunlulukçu yaklaşımda B, A’nın zorunlu sonucu olarak kabul ediliyordu. “Olasılıkçı” yaklaşımda ise C’nin de B’ye sebep olduğu söylenebilir. Hatta ne A ne de C olmadan B ortaya çıkabilir denilir. Olasılıkçı nedensellikte sonucun hangi nedenle bağımlı olarak gerçekleştiğini belirlemede ciddi zorluk vardır. Buna “açıklamanın belirsizliği problemi” denilir. İşte burada Tanrının rolü bu belirsizliğin içerisinde gizlidir. Yani mesela bir hastalığı ilaç da iyileştirmiş olabilir, temiz hava da, tanrı da. Dolayısıyla Tanrının gizli elinin varlığı hiçbir zaman yadırganamaz bir konuma getirilmiş olur. Tabi bu felsefeye göre Tanrı sebeplerden bir sebep konumda kabul edilmiş olur. Ayrıca sebeplere ayrı kudret tasavvur edilir ve sebebin olduğu yerde Tanrının hükmü geçmez gibi bir anlayış hakimdir. Bununla birlikte günümüz fiziğinin hakim paradigması olan kuantum teorisine göre evrenin determinist yapıdan ziyade ontolojik olasılıkçılı indeterminist bir yapıya sahip olduğunun kabul edilmesi gerekliliği tartışılmaktadır.

Sözün kısası, mucize kavramının doğa yasalarını ihlal etmesi gerektiği düşüncesini savunan yalnızca zorunlulukçu determinist anlayıştır. Düzenci ve araçsalcı yaklaşımlar zaten ontolojik bir iddiayla ortaya çıkmadıkları için böyle bir ihlal söz konusu olamaz. Olasılıkçı yaklaşım ise günümüz fiziğindeki yaklaşım ile birlikte determinist evren tasavvurundan indeterminist evren tasavvuruna kaymasıyla, doğa yasası dediğimiz şeylerin mutlak bir geçerliliğe sahip olmayabileceğini göstermesiyle problemi kökten kaldırmaktadır.

(Bu konu determinist kabulün yegane olmadığını göstermek üzere kaleme alındı. Yoksa, determinizm/indeterminizm tartışmasına dair yorum yapmak ve taraf tutmak üzere değil. Ayrıca işlenen konu Caner Taslaman hocanın “Kuantum Teorisi, Felsefe ve Tanrı” kitabındaki ilgili kısmın bir özeti olarak düşünülmeli. Her ne kadar araya kendi yorumlarımı dahil etsem de temelde özgün fikirler olmadığını ifade etmeliyim.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım