Türkiye ve Erdoğan: (Gerçek) hilafet geliyor

15 temmuz’da yaşadığımız kanlı darbe girişiminin hedefleri ve arka planındaki güçler bizim açımızdan büyük oranda netleşti. Bize göre Türkiye’nin içinde bulunduğu gelişme süreci ve Müslüman milletlerin büyük bir umudu olarak algılanıyor olması, bazı küresel güçleri önemli ölçüde rahatsız etmiş olacak ki bu güçler bu gelişim ve değişimi durdurmak maksadıyla, ülkemiz tarihinde benzerine rastlanmamış bir askeri terörizm ile bu süreci durdurmaya ve bu milleti yüzyıl geri götürmeye … Okumaya devam et Türkiye ve Erdoğan: (Gerçek) hilafet geliyor

İhanetin kimlik teşhisi: Fethullah Gülen

Ülke ve ümmet olarak çok sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Fethullah Gülen ve terör örgütü ile alakalı yaşanan bunca olay ortada. Bütün bu yapılanları, İslam aleminin bir şubesi ve ümmetin önemli bir umudu olan Türkiye Cumhuriyeti devletine ve dolayısıyla ümmete karşı yapılan bir “ihanet” olarak kabul ediyorum. Dolayısıyla bu hükmün verilmesi için gereken tartışmaya girmiyorum. Bu nedenle bu yazıda ”ihanet”in arkaplanının ne olabileceğini yani Fethullah Gülen’in … Okumaya devam et İhanetin kimlik teşhisi: Fethullah Gülen

Tek yol “determinizm” mi?

Günümüz biliminin hakim paradigması doğa yasalarını aşılamaz ve evrensel doğrular imiş gibi gösterir. Her ne kadar bu tutum halihazırda takip edilen yöntem olsa da düşünce tarihini ve bilim felsefecilerinin bu mevzuya dair yaklaşımlarını inceleyenler bu tavrın tek ve zaruri yol olmadığını görürler. Bilimlere yönelik bu farklı yaklaşımları dört grup altında sınıflandırmaya çalışalım. Bunlar düzenci, araçsalcı, zorunlulukçu ve olasılıkçı yaklaşımlardır. Bu yaklaşımların dinlerin mucize kavramı ile … Okumaya devam et Tek yol “determinizm” mi?

Siyasetçi dindar olamaz mı?

Selef-i Salihînden başka, siyasetçi, ekserce tam müttakî dindar olamaz. Tam ve hakikî dindar, müttakî olanlar, siyasetçi olmazlar. Yani, maksad-ı aslî siyasetini yapanlarda din, ikinci derecede kalır, tebeî hükmüne geçer. Daha önce bizzat defalarca okuduğum ve dinlediğim, dahası siyasetçilerin dini zaafiyetine bir delil olarak sunulan bu ifadedir yazıyı yazmama sebep olan. Risale-i Nur muhataplarının büyük çoğunluğunun aşina olduğu ve Risalelerde sadece bir defa geçen bu ifade, … Okumaya devam et Siyasetçi dindar olamaz mı?

Ölümden korkmak mantıklı mıdır?

Gözlerini bir şekilde bu dünya hayatına açmış bütün canlıların karşısına çıkan en büyük ve en ciddi mevzu hiç şüphesiz ölüm hakikatidir. Sadece canlıların değil, bütün eşyanın kaçınılmaz olarak muhatap olacağı bir sondur bu. Herşey bir şekilde doğar, büyür ve ölür. Şekilleri ve süreleri farklılık gösterse de bütün mahlukat bu aşamalardan geçer. Diğer tüm mahlukat gibi insanoğlu da bu acı hakikatten nasibini almıştır. İlk insandan bu … Okumaya devam et Ölümden korkmak mantıklı mıdır?

Yaratıcıyı inkar edenlerin en önemli dayanağı: Kötülük problemi

Tanrının varlığı ya da yokluğu şüphesiz en önemli tartışma konusudur. Çünkü eğer Tanrı varsa ve bu Tanrı deizm’in iddiasındaki gibi umursamaz ve evrene müdahele eden bir Tanrı değilse, bu inanç insanlar için köklü değişikliklere sebep olacaktır. Teizm’de olduğu gibi dinlerin anlattığı Tanrılara inanan insanlar, inandıkları Tanrının isteklerine göre yaşamak sorumluluğuyla yüzleşecek ve bir takım arzularından vazgeçmek zorunda kalacaklardır. Veya Tanrı yoksa, inançları istikametinde yaşayan insanların … Okumaya devam et Yaratıcıyı inkar edenlerin en önemli dayanağı: Kötülük problemi