Umut ışığı

Bir ağaç düşünün kökleriyle toprağa temessük eden…

Bir insan düşleyin güvenle ayakta kalmaya çalışan…

İnsanoğlu garip bir fıtrata sahip ve hep bir sahiplik, hep bir bağlanma iç güdüsü ile lisan-ı halini belirtir sonuçlarını teemmül etmez. Bilmez ki bir gün firakla veya bir ölümle karşılaşacağını. İşin garip tarafı ise hep korkulan şeyin başa gelmesi…

Güveninizi yerinden söküp umudu kırıp hayata küstüren ve içip yendiğiniz şeyin bile ayrımını yaptıramayacak kadar soğuk bir nefes gibi durur ensenizde avını bekleyen yırtıcı bir hayvan gibi acımasız. Güldüğünüz şeyin gerçekten komik mi ya da ağlanacak durumun gerçekten acıklı olduğu ayrımına varmak imkansız… Hele ki hayatınıza burnunu zorla sokmaya çalışan insanlar varsa tutumunuz bir hayli acıklı ve meşakkatli…

Durum böyle olunca sonuçta pek iç açıcı olmuyor tabi; hep bir eksiklik ve hep bir kırgınlık her an yaşanacak olası bir kavram. Eksiklik demişken eksik kalmak terimi nedir bilir misiniz bilmem ama yaşamak bilmekten çok daha kasvetli bu bir tür ölümün olmayışı. Fakat yaşama belirtisinin de garip olduğu bir ikilem, keşmekeşlik. Kırgınlık zaten had safha!

Şair der kitabında:

Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta “en” güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.

(Sabahattin Ali)

Bunun ne kadar manidar olduğu apaçık ortada. Peki bunlara yaşatan insanoğluna ne demeli?

Cevabı belki yok, belki suskunluk ve belki sabır…

Çoktan seçmeli. Ben hep sabrı seçtim. Demez mi Mevlana: İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman, “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?

O halde ne diye üzülürsün ey can! Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan önce gece gibi kapkaranlık nefsini yak!

Aziz Üstadlarımızdan bildirilmiş bize düşen bu durumu sükutla, sabırla geçeceğine inanarak ihya etmek dileğiyle…

Latest posts by Nur Bahar Güneyli (see all)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım