Düşünce çekirdekleri-2: Kur’ân’a dair

Düşünce çekirdekleri-2: Kur’ân’a dair

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ

قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ اْلاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰۤى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لاَ يَاْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا

1)KUR’AN’DAN İSTİMDAN ettim. Birden bir nur kalbime geldi…
RNK, Sözler, On Beşinci Söz’ün Zeyli

Buradan çıkarılabilecek bir hakikat dersi:

İtimâd ettiğine istinâd edersin,

İstinâd ettiğinden istimdâd edersin.

(11 Eylül 2016)


2) İnsan bir saray, bir şehir, bir memleket, bir fabrika gibi “kompleks” yani “çokların beraberliği” ile oluşan bir yapıdır. Öyle ki insandaki duyguların çeşitliliği ve keşfi binlerce yıldır bütün ehl-i hakikatin başat konularından birisi olmuştur.

Hakikat bu iken, mealcilerin sıklıkla “Sizi cahiller sürüsü! Kur’an’ı anlamadan okuyorsunuz, hiçbir şeye de yaramıyor!” tarzı eleştirileri insanı tanımada ne derece cahil kaldıklarını gösteriyor. Çünkü insanı binlerce duyguyla donatan Cenab-ı Hak, elbette Kur’an-ı Hakîm’inde sadece aklın değil her bir latifenin istifadesine de bir pay ayıracaktır. Bu O’nun rezzâkiyetinin kemâlindendir.

(27 Mayıs 2017)


3) Muhatap alınmaktan ve adam yerine konmaktan daha değerli bir şey var mıdır? Ya da tersinden soralım: Muhatap alınmayıp adam yerine bile konmamaktan daha ağır bir şey var mıdır? Bence Kur’an’ı bizim için en kıymetli yapan hususlardan birisi de bu: Bütün insanlar senden yüz çevirse bile, bütün insanları Yaratan seni kendine muhatap tutup adam yerine koyuyor ya…

(1 Ekim 2018)


4) Hani halka açık yerlerde bulunan makinelerin üzerinde yazar ya: “Görevliden başkası dokunmasın.” Zira onun çalışma şeklini bilmeyenler dokunursa kısa sürede bozulur. Aynen onun gibi insana da insanı Yaratandan başkası dokunmasın. Yoksa bozuyor. Vahiyden beslenmeyen her düşünce sistemi, her özel gün, bâtıl olmaya mahkûm kalıyor.

(8 Mart 2018)


5)Kur’ân’ın hakaik-i i’câzını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim. Belki Kur’ân’ın güzel hakikatleri benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi.
Sikke-i Tasdîk-i Gaybî

Bu satırlardan aldığım ders: Risaleleri okurken “Üstad ne yazmış be!” değil de “Kur’an Üstada ne yazdırmış be!” diyebilirsek, hakikate biraz daha yanaşacağız.

(28 Şubat 2018)


6) Kur’ân-ı Azîmüşşan’dan her insanın bir hissesi varsa, ehadiyet sırrı gereği başka kimseye açılmayacak olan bana has bir hisse de var demektir. O halde Kur’ân’a hakkıyla muhatap olmamam durumunda, bu hissem benimle beraber ebediyen zâyi olup gidebilir. Ne dehşetli bir hasaret! Allah muhafaza buyursun.

(16 Aralık 2018)


7)Risale-i Nur bir kamer-i marifettir ki, şems-i hakikat olan Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın nurunu istifâza eylemiş.
RNK, Barla Lâhikası

Kur’ân güneşinden gelen ışıklarla parlayan Risale-i Nur kameriyle manevî gecemizi aydınlatan Allah’a hamdolsun.

(25 Aralık 2019)


8) Bediüzzaman Otuzuncu Söz’ün sonunda Kur’ân’ın bize gösterdiği yolu “en kısa, en rahat, en selâmet ve HERKESE AÇIK, semâvî ve Rahmânî ve nuranî bir meslek” olarak tanıtıyor. “Kur’ân hizmetkârı” olması gereken bazı müntesipleri ise en yakın kardeşine bile ilk ihtilafta tüm kapıları kapatıyor. Maşallah Kur’ân’ı ve Üstadı anlayışımıza…

(5 Kasım 2019)


9) Bugün özgür bir akılla düşünüp “kendi hayatını” yaşadığını sanan nicelerinin zihni, çoğu modern dönem sonrası ortaya çıkan inorganik ideolojilerle kayıtlı. Bilimselcilik/scientism, ilerlemecilik/the idea of progress, bireyselcilik/egoism ve son on yıllarda dünyevileşme/secularism vs…

Gerçek özgürlük ise insanî herhangi bir müdahaleye uğramamış, yüzde yüz organik, saf vahiy olan Kur’ân’a muhatap olarak fikir üretebilen ve onlara talebe olabilenlerindir.

(13 Eylül 2019)


10) Risalet-i Ahmediye (asm) namlı On Dokuzuncu Söz’de geçen mühim bir hakikat var. Kur’an-ı Hakîm’in ifadelerinin “nazar-ı umumîyi okşayacak, hiss-i âmmeyi rencide etmeyecek, fikr-i avamı taciz edip yormayacak bir suret-i basitâne-i zahirânede” indirildiği vurgulanıyor. Hemen arkasından, felsefenin neden böyle yapmadığına ilişkin soruya “felsefe hakikatin yolunu şaşırmış onun için!” diyerek çok net bir mukabelede bulunuyor.

Bu hakikate binaen derim ki; sosyal medyada, televizyonlarda, gazete köşelerinde ve diğer mecralarda kendi okumuşluk ve ilimlerine yaslanarak, güya çok üst perdeden konuşuyor görünerek insanların kafasını karıştıran, ruhlarını sersemleten, kalplerini yaralayan her kim var ise hakikatin yolunu şaşırmıştır. Ahir zamanın bu yönden kaotik olan atmosferini nazara alırsak, son nefese kadar sırat-ı müstakimde kalabilmek için dua etmemiz gerekir.

(10 Şubat 2019)


11) Şu cümle “bir açıdan” düşünce tarihinin özeti gibi: “Gördüğün doğrudur, fakat hükmün yanlıştır.”

Zira: “Hakikat-i mutlaka, mukayyet enzar ile ihata edilmez.

Daire-i esbaba bakan hikmeti de: “Hakikat-i külliyenin, cüz’î zihniyle yalnız bir iki tarafını tamamen görür, onunla meşgul olur, onda hapsolur.”

Sonuç: “Kur’ân gibi bir nazar-ı küllî lâzım ki ihata etsin.”

(3 Temmuz 2020)


12) Bu hayatın sıkıcı ve monotonluğu da Kur’ân’ın mu’cize olduğunun en büyük delillerinden birisidir. En sevdiğimiz bir yemeği üç gün üst üste yedikten sonra bıkarız. En güzel bir koltuk takımını evimize almamızdan birkaç ay sonra o ilk hevesimiz kalmaz. En lüks bir otomobile aylarca bindikten sonra en başta verdiği hazzı vermez olur. En bayıldığımız bir şarkıyı yüzlerce defa dinledikten sonra usanç vermeye başlar ve hâkeza…

Kur’ân-ı Kerîm ise böyle bir usanç hâli vermekten münezzehtir. Kendimden de çok iyi biliyorum ki, mesela Yasin suresine binlerce defa okumak ya da dinlemek sûretiyle muhatap olmama rağmen ne en ufak bir sıkıntı hissettim ne de azıcık bir usanç duydum. Hatta tam tersine algı dünyanız genişledikçe verdiği zevk ve şevk de artıyor. İşte bu da Kur’ân’ın art ardalığın sıkıntı verdiği bu maddî ve süflî dünyadan değil çok daha nezih ve ulvî olan bir manevî dünyadan geldiğine benim duygularımın şahadetidir.

(7 Nisan 2020)


13) Kur’ân-ı Kerîm’i samimi bir niyet ile okurken insana alttan alta verdiği en güzel hislerden biri de şu: Ben sahipsiz değilim. Hiçbir insan beni takmasa dahi onları Yaratan Allah beni muhatap alınmaya lâyık görüyor.

(4 Mart 2020)


14) Herkesin muhtaç olduğu bir hakikati, sadece üst zümreye aktarabilmek tefrit, alt kesime de aktarayım derken onu incitmek ise ifrattır.

Hakikati ayağa düşürmeden bütün insanların hizmetine sunabilmek ise hikmettir. Bu da Kur’ân’a ve talebelerine hastır.

(8 Ocak 2021)

Abdülhamid Karagiyim
Latest posts by Abdülhamid Karagiyim (see all)
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.