Neler oluyor bize?

Neler oluyor bize?

Bir insan diğerinden farklıdır, ama kulluğu ve yaratılış özellikleriyle…

Bizlerin bir olmasına engel olan çok sebepler vardır ve bu sebepleri çok da iyi kullanabilen yine insanlardır.

Dünyada yaklaşık sekiz milyar insan var ve bu insanların neredeyse iki milyarı Müslüman, ama bir değiller.

Aynı Allah’a inanıyor,

Aynı peygambere ümmet oluyor,

Aynı kıbleye yönelip ibadet ediyor,

Aynı farzları yapıyor,

Aynı şartları yerine getiriyor,

Aynı dünyada yaşıyor,

Aynı havayı soluyor,

Aynı sudan içiyor,

Ama yine de bir olamıyorlar.

Neden mi?

İşte bazı sebepler:

Araştıramıyorlar…

Öğrenmiyorlar…

Herkese hemen inanıyorlar…

Bu bilir deyip geçiyorlar ve bu yüzden de çok güzel kandırılıyorlar…

Nasıl mı?

Farklı mezhepten onlar,

Farklı milliyetten onlar,

Farklı ırktan onlar,

Farklı cemaatten onlar denilip,

Kandırılıyor…

Bir ülkede;

Bir insan farklı bir takımı tutabilir…

Farklı bir partiyi sevebilir,

Farklı bir milliyetten olabilir,

Farklı bir mezhebe da bağlanabilir…

Fakat arkadaşına, akrabasına, eşine ve dostuna vs. her kim olursa olsun onun yaşayışına, sevgisine, saygısına, partisine, takımına ve mezhebine saygı duyamıyorsa o insan sizce nasıl bir insandır?

O insanlar sizce “biz” olabilirler mi?

Sahiplenebilirler mi birbirlerini?

Tahammül edebilirler mi birbirlerine?

Yoksa Bediüzzaman’ın “bilmeyerek zındıka komitesine mi yardım ediyor” dediği gibi gizli dessas, casus, zındıka komiteleri onun sevgisini, saygısını, ilmini vs kontrolüne mi almıştır?

İplerini başkasına kaptırmış bir kukla gibi mi oynatılmaktadır?

Tutacağın takımı o belirliyor,

Uyacağın mezhebi o tercih ediyor,

Senin adına o konuşuyor,

Düşmanını ve dostunu da o belirliyor…

Ey kendini insan bilen insan o zaman sen nesin?

Evet biz başkalarına tahammül edelim ki bize de başkaları tahammül etsin.

Biz başkalarını sevelim ki başkaları da bizleri sevsin.

Biz başkalarına saygı duyalım ki başkaları da bize saygı duysun.

Biz bir olmayı isteyelim ki başkaları da davetimize icabet etsin.

Amelimizde rıza-i ilahi olsun, hep birlikte kardeş olalım.

Makam, mevki, rütbe ve koltuk sevdasından vazgeçelim.

Evet ya olduğumuz gibi görünelim ya da göründüğümüz gibi olalım.

Şimdi kendimize tekrar bir bakalım. Biz nasılız?

Göründüğümüz gibi mi, olduğumuz gibi mi?

Ey nefsim ve ey arkadaşım!

Sana senin kim olduğunu sen değil de bırak çevrendeki eşin, dostun, ahbabın söylesin.

Kulak ver onların seslerine! Seni sana en güzel şekilde onlar tarif etsinler.

Sen, senin kim olduğunu o aynalarda seyrederken, aman nefsin devreye giremesin.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.