Seyirci

Bu hikâye dünya üzerinde herhangi bir yerde herhangi bir zamanda milyonlarca kez tekrar ediyor olabilir. Oysa benim izlediğim bana özel gösterimdi!

Başlık: Nasıl bakarsan o!

Adres: İETT yolcu otobüsü, Fatih Camii ile Edirnekapı arası/İstanbul

Tarih: Yakın geçmiş zaman…

Sınırsız tanımlı iki yüz geçiş haklı öğrenci kartımı okutup bu kadar kısa mesafeyi yürümeye üşendiğim için bindiğim otobüsün içinde kendime geniş koltuklardan birinin kenarında bir kadının yanında yer bulmuştum. Buna özetle o saatte gerçekleşen mucize gibi bir şey denilebilir… Bilen bilir, bilmeyen için o koltuğun neden bir kişiye büyük ama iki kişiye küçük geldiğini açıklayamayacağım.

Adamın biri, “Nasılsın abi, nasıl geçti bu gün?” diye soruyordu diğerine. Herhalde tanıdığı birini gördü ama neden bu kadar sesli konuşuyor acaba kaç yaşında koca adam diye düşünürken kenardaki demire tutunmuş gencin, “ODTÜ’den kabul alınca…” dediğini duydum. Bir an o otobüse neden bindiğimi düşündüm. “Yürüseydim ya, birkaç durak için bu kadar kalabalık bir otobüse binmeye ne gerek vardır?” derken sesli konuşan adam konuşmaya, tüm otobüsü hedef alarak devam ediyordu:

“Çok şükür abi, bi’ şeye ihtiyacımız yok. Şu karta iki yüz lira yüklüyorum, yüz kırk lira kazanıyorum günde. Tuzladan buraya gelen otobüse binip geri dönüyorum. Pazar günleri altı sefer ediyor çok şükür dilenecek halimiz yok ya. Kimseye el açmadan yaşıyoruz. Allah çalışmayanı sevmez abi. Şimdi Edirnekapı’da ince…“ derken diğeri devam ediyordu:

“Çok şükür abi, bi şeye ihtiyaç yok. Allah yardım ediyor. Şimdi Fatih Camii’nde akşam namazını kıldım. İTÜ için küçük bir sorun çıktı. Yıldız Teknikten kabul alınca nasip deyip kaydımı yaptırdım. Ama yeni haber geldi. ODTÜ’den kabul alınca oraya gitmeye karar verdim. Şimdi kaydı sildirmem lazım önce. Ankara için yer ayarlamam lazım. Bilmiyorum nasıl olacak ama ayarlanır sıkıntı olmaz Allah yardım eder inşallah..” dedi.

Diğeri devam ediyordu:

“Allah herkese yapabilecek bir şey vermiş abi. Neden dileneyim ki. Annem başkalarının söylediklerini boş ver sen bildiğin yoldan gel değiştirme yolunu diyor. Çalışıyorum kazanıyorum geçiniyorum. Allah bu aklı bana boşuna vermemiş değil mi?”

Otobüs aniden fren yapınca telefonda konuşan çocuğun su şişesi düştü çantasından. İki adamın ortasında kalan bir diğer adam önce su şişesini aldı telefonda konuşan çocuğa uzattı, sonra çok konuşan adamın uzattığı karta baktı: “Haklısın, haklısın” dedi. “Sen burada değil de benim indiğim durakta in oradan daha rahat gidersin.”

“Yok, ben yolumu biliyorum” dedi adam.

Telefonda konuşmaya devam eden çocuk teyit etti: “Belli zaten hangi yolu izleyeceğim!” Gördüğüm iki kişi olmasa birinin konuştuğun neredeyse emindim.

Bu farklılığın içinde o kadar aynılık vardı ki hangisine daha yakın olduğumu düşündüm..

Benim için her fark ediş onlarca soruyu beraberinde getiriyor ve her soru yeni cevapları..

Acaba diyorum; hangi yolu izleyeceğimi gerçekten biliyor muyum? Ya da asıl yolculuk bitmeden sorularımın cevabını bulur muyum?

Latest posts by Belgin Çakır (see all)

Bir düşünce üzerine “Seyirci

  1. Elif Nur Aksoy

    Hayatımızın her köşesinde karşılaştığımız insanlar, yaşadığımız olaylar birer ders içeriyor gerçekten.
    Hayata okunması gereken bir mektup gibi bakmamızı hatırlattığınız için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım