Başımız sağ olsun

Mevt yani ölüm beşer için engellenmesi mümkün olmayan bir hakikattir. Her birimiz bir gün mevti tadıp tebdil-i mekanda bulunacağız. Kimimiz o günün gelmesini hiç istememekte, kimimiz ise bu hakikatten emin olmasına rağmen sanki böyle bir şey olmayacakmış gibi davranmakta. Birçoğumuz ise çevresinde şahit olduğu bu hakikat karşısında derin üzüntüler yaşayıp kendini perişan etmekte.

Bir yakınımız bizi vazife-i hayatta bırakıp kendisi hayat-ı bakiyeye terhis eylediğinde elbette ufakta olsa bir hüzün duyarız. Peygamber efendimizin (ASM) dahi oğlunu cennete uğurladığında gözlerinden yaşlar geldiği bilinmekte fakat bu hüznü abartmamak gerek.

Hazret-i Ebu Bekir (RA) Peygamber efendimizin (ASM) vefatından sonra saadethaneden çıkıp halka şöyle hitap etmiş: “Ey nâs, her kim ki Muhammed’e (ASM) tapıyorsa, bilsin ki Muhammed (ASM) ölmüştür ve her kim ki Allah’a tapıyorsa, bilmelidir ki Allah bâkidir.” Şüphesiz Allah ölmeyecek ve hepimizi hesaba çekecektir. Çevremizde gördüğümüz duyduğumuz her ölüm haberi bize bu hakikati anlatmalı. “Aaa, bak o da vefat etti, sıra bizde” yerine “yok şöyle biriydi, yok böyle biriydi, yok şunu etti, yok bunu yaptı” şeklinde dünyevi bir konuşma bize bir şey kazandırmaz ama kaybettirme ihtimali büyük.

Kaç kişi yarın öleceği ihtimaliyle bugününü son günüymüş gibi yaşıyor? 2013 TÜİK verilerine göre Türkiye’de ortalama hayat süresi yaklaşık olarak erkekler için yetmiş dört, kadınlar için seksen sene. Sekülerleştiğimiz için kafamız karışabiliyor. Bu ömrü bize TÜİK değil Allah veriyor haliyle her an dünyalık ömrümüzü sonlandırabilir. Ölüm tefekkürünü ihtiyarlık vaktine ertelemeye gerek yok.

Ölümü ve sonrasını tefekkür etmek içinde medya büyük bir nimet ama bakmasını bilirsek. Taraflı yayınlar yapılıyor diye eleştirdiğimiz medya ölüm haberlerini bizden gizle(ye)miyor. Bugüne kadar hiç “ölüm diye bir şey yok, bütün öldü denilenler aslında yaşıyor” şeklinde bir haber görmediğimiz için isterseniz 2015 yılı itibariyle basından birkaç habere göz atalım:

Y.A. (7 aylık), C.A.(10) ve S.A.(12) minibüste yolcu olarak asker ziyaretine giderken karşıdan gelen otomobilin içindeki sarhoş sürücünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesiyle oluşan kazada yanarak… (Sabah, Ocak 2015)

Evinde birden fenalaşan Ç.Y. (17) yoğun bakım ünitesinde uyutularak gözetim altında tutulmaya başlandı ve ertesi gün beyin kanamasından dolayı… (Hürriyet, Nisan 2015)

Akşam saatlerinde rahatsızlanan H.U. (31) hastaneye kaldırılıp serum tedavisi görüp taburcu edildi. İlerleyen saatlerde tekrar fenalaşıp hastaneye götürülürken kalbinin durmasıyla… (Akşam, Nisan 2015)

Hastanede lenf kanseri tedavisi gören N.A. (41), tedavisinde kullanılan ilaç maddi imkânsızlık nedeniyle yurt dışından getirilemediği için… (Yeni Asya, Nisan 2015)

Grip tedavisi gören H.D. (46) gribin zatürreye çevrilmesiyle… (Milliyet, Nisan 2015)

Bahçe sulayan H.K. (54) elektrik akımına kapılarak… (Radikal, Mayıs 2015)

Oturduğu evin 4. katından teras katına demir merdivenle çıkmak isteyen M.A. (64) dengesini kaybedince 3. katın balkonuna düştü. Düştüğü balkonda yaralı bir şekilde yatarken üstüne demir merdivenin düşmesiyle… (Posta, Mart 2015)

Görüldüğü gibi Azrail Aleyhisselâm hiç beklenmedik bir anda, hiç beklenmedik bir yaşta, hiç beklenmedik bir yerde hiç beklenmedik bir şekilde ruhumuzu kabzedebilir. Siz bu yazıyı okurken birkaç Müslüman daha vefat etti. Başımız sağ olsun, sıra bizde…

Latest posts by Tevfik Ertem (see all)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım