Sen ve ben

Sen ve ben

Kim derdi ki bir gün bendeki seni sana anlatmak zorunda kalacağım diye.

İhtimal verebilir miydik bir gün sana olan sevgimi ispata zorlanacağıma.

Sen ki ey nazlı çiçeğim, bozkırlarda yüreğime düşen alev.

Sen ki ey sende kendini bulan ben’in tek gayesi.

Sen ki ey yaratılış gayem olan rıza-i ilahinin sandukası.

Ben senin önüne kimseyi koymadım, koyamadım ki. Anamı, babamı seninle bildim, seninle onların rızasının kıymetini idrak ettim.

Sen, varlık vesilem anam babamdan ötesin.

Senin için koştum onların yanından, kollarına.

Seni tanıdım, kendimi tanıdım. Seni sevdim, Rabbimi sevdim. Senin için ter döktüm, cenneti tattım.

Sen beni benden alıp biz ettin. Beni âleme rabtettin.

Seninle gayem oldu rıza yolu.

Seninle rehberim oldu Sünnet-i Seniyye yolu.

Seninle coştum cihad meydanında.

Seninle şeref buldum ahir zaman imamının arkasında.

Sen kalbimin tek sahibisin.

Kalbime mukabil kalbi bulduğumda dahi senden bahsettim ona.

Senden vazgeçemeyeceğimi söyledim.

Kalbimin tek misafiri kıskansa da seni, sevdi sendeki kutsiyeti.

Sonra ben vesilesiyle yeni ruhlar geldi haneme.

İlk zamanlar bocaladım seninle onlar arasında.

Ama onlar bile aşamadı senin kalbimdeki kalelerini. Paylaştırdım yarı yarıya, sen ve onlarla.

Sen, ah sen bilmiyorsun, senin için akan gözyaşlarımı.

Duymuyorsun senin için heyecanla atan kalp atışlarımı.

Görmüyorsun senden başka gözümde hiçbir şeyin olmadığını.

Biliyorum sen böyle SEN oluyorsun.

BEN’i böyle BİZ yapıyorsun.

Sen…

Az zahmetle büyük mükâfatlar kazandırdın defterime.

Takva zırhı giydirdin bedenime.

Hikmet taktın gözüme.

Âlemdeki ilahi turrayı gösterdin şeffaf perdenle.

Sen…

Sen, senin üzerindeki tasarruf eden inayetle biliyorsun bunları zaten.

Bildiğini defaatle gösteriyorsun, kerametle bazen…

Ama neden seni benden soruyorlar.

Bendeki seni sorguluyorlar.

Yoksa ben seni bilmeden incittim mi?

Sen elimi bırakırsan yiterim.

Sen duanı bırakırsan kaybederim.

Ben sensiz bir hiçim.

Ben sende BİZ oldum.

Bizle külli vücutlar buldum.

Seni ruhumda böyle uzaklaştıran ne?

Ben hala sana müteveccih senin delinim.

Yoksa, yoksa seni incitenler mi var?

Yoksa seni benden çevirenler mi var?

Duyamıyorum, anlayamıyorum seni işgal edenler mi var?

Bir işaret ver ne olur.

Tüm zerrelerimle bağlıyken, seni senin için bırakayım mı?

Seni, senin istediğin yerde yeşerteyim mi?

Seni, senin rağmına kuşatan bu zehirli sarmaşıklardan kurtarmak için ateş olup yanayım mı?

Sen benim namusumsun.

Sen benim ömrümsün.

Sen benim çocukluğum, gençliğim, hayallerim, gayemsin…

Ben seni bırakamam.

Ama seni incitiyorsam tutamam.

Ne olur bir işaret ver…

Bırak, yan mı diyorsun?

Bırakma, yak mı diyorsun?

Ben senin için her şeyden geçerim.

Ben senin için, senin vesilen gibi değil dünya, ahiretimden geçerim.

Hasen olup feragat etmek mi şifa?

Hüsün olup namerdin ciğerini pençemle parçalamak mı deva?

Sen benim kalbimin sahibisin.

Kalpleri elinde tutan, kalbimi sana kurban etmiş.

Bendeki seni-bizi bilen, beni sana sevk eden biliyor.

Bizde biliyor.

Ama….

Latest posts by İsmail Kartal (see all)
Share

One thought on “Sen ve ben

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: