Zerrelerim muhalif

“Kafası karışık insan sorgulayan insandır.” Bu söz kime ait bana mı ya da bir başkasına mı bilemiyorum. Çünkü aniden aklıma geldi. Bir yerden mi duydum yoksa kendi yaşadıklarımdan mı çıkardım tam emin değilim. Kafam karışık ya ondan sanırım. Evet çok sorguluyorum, çok düşünüyorum, kafamın içinde lüzumlu lüzumsuz bir milyon soru var. Lüzumlu soruları bir yana koymayı deniyorum, lüzumsuzları bir yana. Bir türlü olmuyor. Ayıramıyorum. Çoğu kez çok durgun olduğumdan ve dalıp dalıp gittiğimden dem vuruyor insanlar. Ya da aniden “ne düşünüyorsun?” diye soruveriyorlar. Çoğu kez cevaplamak yerine “hiç” deyip gülüp geçiyorum, bazen de şu anda anlatamayacağım şeyleri düşünüyorum diye cevap veriyorum. Bir değişik bu dalıp gitme halleri.

Zaman zaman kendi hatalarıma dalıp gidiyorum, zaman zaman gördüğüm hatalara, ama hep iç alemimde bir sorgulama hali. Bir türlü yüzleşemiyorum kendimle. Tam yüzleşeceğim anda uyanıyorum sanki. Birileri ne düşünüyorsun diye sormasa kendimi bulacağım belki de. Mesela yine o dalıp gitmelerimde “ne düşünüyorsun?” diye uyandırıldığımda “ihlas” hakikatini düşünüyordum. “İhlas” hak ya da batıl, yol fark etmez, bizi maksuda eriştirecek o güç, kuvvet… Ne derseniz artık. Ya da o ezbere bildiğimiz İhlas Risalesi’ndeki uzun tanım…

Tanımlar, kavramlar…

***

Bir ara aklımdan geçenler. İnsanlar düzelmiyor diye sürekli bir şikayet halindeyim. Ama dönüp de o cüzî gördüğüm kendi kusurlarımı! düzeltmek için bir çaba göstermeye cesaret dahi gösteremiyorum. Neden? Nefis kabullenemiyor kusurlu olduğunu, olabileceğini? Düşünüyorum tam ihlas ve sadakati nasıl kazanabilirim diye? Vücudumdaki zerreler -şu aralar zerre ile fazla meşgul olduğumdan dolayı- aklıma geliyor. İşaratü’l İcaz’da bir bölümde zerrelerimizin de bir cemaat olduğundan bahsettiğini hatırlar gibi oluyorum. Zerrelerimi düşünüyorum. Elimi, kolumu, bacağımı, dilimi, kalbimi, ciğerlerimi, beynimi oluşturan zerreler cemaatini. Sonra “Ben bu cemaatin ittihadını ve ihlasını temin edebildim mi?” diye soruyorum. İşlediğim her bir günah zerrelerim arasındaki tesanüdü, ittihadı bozuyor, birbirine muhalif davranıyor ve bir uyum içerisinde çalışamıyor. Gözümü haramdan korurken aklımı haramdan koruyamıyorum, elimi harama uzatmazken bir başka azamla günaha girebiliyorum.

Öyle bir kaos ortamı oluşuyor ki vücudumda vücudum hercü merc oluyor sanki. Darmadağınık hissediyorum kendimi zaman zaman. Bütün azalar muhalifken nasıl ihlas, uhuvvet, tesanüd, ittihad sağlansın! Sonra dönüp dolaşıp söyleşi mi, röportaj mı olduğunu bilemediğim çalışmalarımızın ana temasına geliyorum. “Ey insan! Önce sen kendine gel!” Yoksa bir şey değişmeyecek…

***

Not: Bu ne bir makale, ne de bir yazı öylece aklımdan geçenler. Dedim ya sorularımı ayırmaya çalışıyorum. Lüzumlu ve lüzumsuzları ayırmayı nasip etsin Rabb-i Rahim bizlere…

Latest posts by Habibe Işık (see all)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Paylaşım