Sırlı ihlâs

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

İHLÂS büyük bir sır… Sır ihlâsla tasaffi ediyor, en duru ve en berrak halini alıyor; ihlâs da sırla daha bir sırlanıyor, ulvileşiyor… Tevhid ve ehadiyet hakikatleri tecelli ettikçe ve sırlandıkça ihlâs da kemaline eriyor… Tevhidin ehadiyet tecellileri sır ve ihlâsı birbirine kalbediyor; sırrı ihlâsla, ihlâsı da sırla boyuyor; bir gizemli sıbgalanış… Sır ve ihlâs ya da sırr-ı ihlâs üzerine yazmalı mı veyahut yazılabilir mi, mütehayyirim. … Okumaya devam et Sırlı ihlâs

İhlas hakkında notlar

Latest posts by Fatih Çınar (see all)

İHLASIN “en büyük bir kuvvet” olması, zayıflığım hakkında bana ne söyler? Kırılganlığım, alınganlığım ihlas kuvvetinin bende olmadığına veya çok az olduğuna delalet eder mi? Kimi güçlü biliyorum, gücü kimden biliyorum? Siyasetçiden mi, patrondan mı, yoksa nefsimden mi? İhlas en büyük bir kuvvettir, zayıflığım ise ortada. Amelim var mı, varsa ne için var? Amelim olmalı, bu birinci basamak. Faal olmalıyım. Atalette ihlas aranmaz. Ne gerekiyorsa yapmalıyım, … Okumaya devam et İhlas hakkında notlar

Kelimelere hislerini koymak

Latest posts by Halenur Kurun (see all)

MÜBAREK CUMA GÜNLERİNDEN birinde bize Japonca öğreten Japon hocamız sınav konumuzu açıkladı: “Kelimelere hislerini koymak”. Ortalama 1,5 dakikayı geçmeyecek şekilde metin hazırlayıp hocaya kontrol ettirecektik. Ardından sınav vakti ezberden okuyup hocanın sorularına cevap vermemiz gerekiyordu. Hayda bu konu da nereden çıktı derken beyin fabrikası hemen çarklarını çevirip çalışmaya başladı. Fırsat bu fırsat diyerek “ihlas” konusunu ele almaya karar verdim. Hazırladığım metnin bir kısmı böyle oldu: … Okumaya devam et Kelimelere hislerini koymak

Şamlı Hafız Tevfik’in düşündürdükleri

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Şamlı Hafız Tevfik abi (Allah ondan ebeden razı olsun) diyor ki: Üstadımın en mühim bir düsturu olan kanaate riayet etmediğimden fakr-ı hale maruzum. Tevfik abi böyle diyerek neyi gösteriyordu? Devamında da söyleyecekti zaten… Bu hizmet-i Kur’aniyenin öyle bir kudsiyeti vardı ki “üstadın sağ kolu” olmanız dahi hiçbir şeyi garanti etmiyordu: Üstadımın –hem de 8 senedir– hem muhatabı, hem müsevvidi, hem mübeyyizi olduğum halde 8 ay … Okumaya devam et Şamlı Hafız Tevfik’in düşündürdükleri

“Din koçu” nasıl olunur?

Latest posts by Habibe Işık (see all)

Yani “olmak” istiyorsanız amel edin, dindar olun ama din koçu olmaya heveslenmeyin. Kısaca oldum demekle olamazsınız, “olmakla” olabilirsiniz. Maşuk Yamaç Bir kelime, bir tamlama, bir cümle nasıl bir yazıya dönüşebilir? Yaprakları birbiri içine sarmalanmış bir gül goncası gibi. Bütün yazılara bu minvalde bakmalıyız belki de. Yazılan her bir cümle bir sonrakine sarılıyor gibi hissediyorum bazen. Yazılan her eser bu tadı verecek diye bir kaide yok. … Okumaya devam et “Din koçu” nasıl olunur?

Ölümle irtibat ve ihlas-ı etemm

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

İhlas ve ölüm birbirini çağrıştıran iki hakikattir. İhlas öze dönmek, arınmak ve dupduru olmaktır. Ölüm de öze döndüren, arındıran ve dupduru kılan en tesirli hakikatlerden biridir. İhlas ile ölüm arasındaki bu kuvvetli irtibattandır ki, “İhlası kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi rabıta-i mevttir.” Kur’ani bir kavram olan rabıta “ilgi, alaka, bağ” manalarına geldiği gibi mecazi olarak uyanık olma, dikkatli olma ve sınır karakolunda nöbet … Okumaya devam et Ölümle irtibat ve ihlas-ı etemm