Şu köşe okyanus ötesi köşesi, bu köşe Türkiyeli köşesi

Derin bir nefes çekip adımınızı dışarı atıveriyorsunuz. Evlerin bir ipe dizilmiş tesbih taneleri gibi düzenli, tertipli ve müstakil; geniş ve cetvel ile çizilmiş gibi numaralandırılan caddelerin her iki tarafına serpiştirildiğine şahit oluyorsunuz. Ardından kendinizi birden Beyaz Saray, nam-ı değer White House yakınlarında buluyorsunuz. Etrafta ciddi ve 7-8 katlı binalar, lüks restoranlar, hatırı sayılır bankaların temsilcilikleri ve onların çalışanları. Amerika’nın aslında ne demek olduğunu White House … Okumaya devam et Şu köşe okyanus ötesi köşesi, bu köşe Türkiyeli köşesi

Kalemlerin altında, kurşunların gölgesinde bir şehir: Diyarbekir

… Ne kadar hoş söylemiş bir bilsen… Bu şehir Diyarbekir! Zemini kayalıktır, iklimi serttir. İnsanları cesurdur, merttir, erkektir. Kötü tanıtmış, o da felektir. Feleğin çarkını bozanlardanız… Rahmetli Diyarbekir’li şair Ihsan Fikret BİÇİCİ’ye ait olan bu dizeler şehrin anatomisi, fizyolojisi, ruhunu ve hakikat kesitlerini bu muhteşem satırlarla anlatmış, ifade etmiş. Diyarbekir şehri, Şark’ın derinliğini ve ruhunu; bazalt taşı kokan sokaklarıyla, ovalarına can ve kan olan Dicle … Okumaya devam et Kalemlerin altında, kurşunların gölgesinde bir şehir: Diyarbekir

Pembe dizi tadında bir aşkın hikâyesi

Doksanlı yılların yoğun “televole kültürü” son yıllarda tahtını televizyon dizilerine bırakıverdi. Hemen hemen her televizyon kanalında “pembe dizi” diye adlandırabileceğimiz bir veya birden fazla yapım var. Sanki her biri aynı fabrikanın ürünü, aynı kalemin eseri, aynı sanatçının sanatı. Tabi ben sanat deyince birden irkiliverdiğinizi fark ederek şunu da eklemek istiyorum: “Sanat” mı yoksa “paçavra” mı, elbette orası tartışmaya açık bir mevzubahis… Genelde dizi başlangıcında acı … Okumaya devam et Pembe dizi tadında bir aşkın hikâyesi

Siyasi çıkmazlarda Türkiye

Gündelik siyasi manevralara karşı yazılan taraflı senaryolar, atışmalar, köşe yazıları ve bunların akıl almaz halde radikalleşen destekçileri, şakşakçıları. Bir kumpas gibi sanki. Puslu bir vadi. Bir yap-bozun en kritik parçası gibi sözde düşünce paçavraları. Günümüz tam bir muamma. Bilinmezliklerle dolu. Kimin eli kimin cebinde hakikaten belli mi? Hangi siyasi lider veya siyasi parti neler umuyor? Gelecekten ne beklentisi var? Amacı ve gayesi ne? Umudunun gölgesinde … Okumaya devam et Siyasi çıkmazlarda Türkiye

Sanatların en sanatlısı

Nasip etmeyince Mevla ne eylesin bu derbeder, acizane, fakirine kul… Heyhat! Benim, senin ve onun haline, ahvaline, vaziyetine ve ızdırabına! Nefret etmişiz, nefreti sevip koynumuzda beslemişiz özenle, üzerine titreyerek… Nedir bu öfke, kime bu nefret? Ey Adem’in torunları, birbirinize karşı  ve birbirinden insafsızca, aşağılıkça… Nefret ettirecek kadar bu kin niye? Yoksa siz üvey kardeşler misiniz? Yoksa hepiniz Bir’den mi geldiniz; her şeyin Bir olduğu gibi? … Okumaya devam et Sanatların en sanatlısı

Seçim senin

İnsan denen eşsiz ve paha biçilemez varlığın derinliklerine doğru başlayan emsalsiz bir yolculuk. Kişinin kendini şahsiyetini, özünü, benliğini ve ruhunu keşfettiği on beşli yaşlarda başladı her şey. Zamanın nasıl tükendiği daha keşfedilmeden kişinin kendi tarafından, tanımadığı yepyeni durumlar türeyiverdi birdenbire dört bir yanında. Öyle yenilir yutulur cinsten de değil bunlar, insanın merkezine oturur da hareket ettirmez ahlakına sahip durumlar, vaziyetler. O ne ahlaksızlık öyle iradeyi … Okumaya devam et Seçim senin