Peder ve validemizin kıymetini bilelim

Peder, cesaret ve koruyup kollamada bir abide. Evladını kucaklayıp muhafazasına alan bir derya. Evladının dünyevi ve uhrevi ihtiyaçları için dur durak demeden uğraş veren er kişi. Şefkat ve merhametiyle, sırtını dayayacak kendisinden destek alacak evladına bir dayanak noktası. Allah’ın celal ve cemal sıfatlarının tecellilerini üzerinde barındıran, yaşayıp yansıtan bir dağ. Hem vakur ve dik duruşlu hem de yumuşak, narin ve latif bir yapıdaki adam gibi … Okumaya devam et Peder ve validemizin kıymetini bilelim

Nöbetteki askerden mektup (6-son): Askerlikten terhis

Askerlik vazifesinin nihai demlerini yaşadığım şu son günlerde, sivilde iken ara ara kafaya dank ettiği vakitlerde olduğu gibi “terhis” kavramı alemime ilişiyor. Üzerinde tefekküre dalıyorum. Asker ocağında nice nurani muhabbetler edilmiş, güzel dostluklar elde edilmiş. Bir yandan birbirini Allah rızası için seven yeni kardeşlikler elde edildi diye sevinirken öte yandan zahiri ayrılıklar yaşanıyor diye insanın gönlü daralıyor, gözleri mahmurlaşıyor. Ayrılıklar yeni bir mekana geçişe işaret … Okumaya devam et Nöbetteki askerden mektup (6-son): Askerlikten terhis

Nöbetteki askerden mektup (5): Lisan-ı halin üstünlüğü

Allah peygamberlerine, kendisinin emir ve kanunlarını aynen bildirdiği gibi, terbiyeye muhtaç biz insanlara bildirmesi için vahiy ile hitap eder. Cenab-ı Hak, peygamberlerin sertacı Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (asm) şöyle hitap eder Maide suresinde: (Ey Şanlı Peygamber!) Rabbinden sana indirilen her şeyi tebliğ et. (Maide, 5/67) Peygamberin üzerine düşen sadece tebliğdir. (Maide, 5/99) Yasin suresinde ise; Açık bir tebliğden ötesi bizim üzerimize vazife değildir. (Yasin, 36/17) Efendimiz … Okumaya devam et Nöbetteki askerden mektup (5): Lisan-ı halin üstünlüğü

Nöbetteki askerden mektup (4): Diriliş erinin şehadete uzanan yolculuğu

Resul-i Ekrem’in (asm) nur cemaliyle şereflenmiş; Bedir, Uhud, Hendek vs. kutsi seferlere katılıp şehadet serbeti içmiş Sahabe efendilerimiz gibi bu şerefe nail olmuş ümmetin her bir ferdine, Allah rahmet eylesin. Kabirlerini pürnur kılsın ki kanları toprağa düşerken, o hali dem ve damarlarımızda hissetmemiz, bize de rahmet olup huzur versin. Gönüllerimizi teskin eylesin. Hele bir de bu uğurda din ve vatan uğruna, asayişi berkemal kılmak için uğraş … Okumaya devam et Nöbetteki askerden mektup (4): Diriliş erinin şehadete uzanan yolculuğu

Nöbetteki askerden mektup (3): İkra emri ile vazifeli insan

Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği bir eseri veya insan elinden çıkmış bir kitabı okurken, onun sanatkarı veya yazarı ile hasbihal eder, aktarmak istediklerini dinlersiniz. “İkra” emri ile omuzlarınıza yüklenen insani sorumluktan dolayı oluşan vazifeniz için okur, bu vesile ile meydana gelen tasanızı aleminizde tasarlar; benliğinize derç edilmiş olup detaylı okumanız ile fark ettiğiniz cemal ve kemalinizi müşahede etmek üzere yazar, verilenleri anlatıp iletirsiniz “emri bilmaruf, nehyi … Okumaya devam et Nöbetteki askerden mektup (3): İkra emri ile vazifeli insan

Nöbetteki askerden mektup (2): Cenab-ı aşk!

ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ Bunlar iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükunete erenlerdir. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. (Rad 13/28) Aşk, ebedi olan tek sevgiliden gayri her şeyi yakan bir ateşten ibarettir. Allah’tan gayrisini yok etmek için “la= yoktur” kılıcı sallandı. “La”dan sonrasına bak, ne kalmıştır. Müjdeler olsun dostum, geriye kalan … Okumaya devam et Nöbetteki askerden mektup (2): Cenab-ı aşk!