Eğer namaz kılmazsan

Her yeni gün sana yeni bir alemin kapısıdır. O alemin o günkü vaziyeti ameline göre ayinende yansır. Enfüsi alemde ayinende yansıyan güzel veya çirkin vaziyetler o günkü afaki alemine de sirayet eder. İnsanın ruhu tüm mevcudatla alakadar bir vaziyette olmakla birlikte ahval-i dünyeviye içinden gelen her türlü hadiselere maruz kalabiliyor. Hem böyle bir ruh yaratılış itibarıyla ebediyeti ister. Ruh-u beşer şu fani ve geçici dünyadan … Okumaya devam et Eğer namaz kılmazsan

Karıncalarda sevk-i ilahî yansıması

Karınca yuvalarının yakın yerlerinde çürüyen hayvan leşleri salgıladıkları salgıyla karıncaları ölümcül mantara maruz bırakıyor. Bu ölümcül mantarlar karıncaların dış kaplamasında enzimler salgılar. Bunun üzerine bilim adamları ölümcül mantara maruz kalan karıncalar üzerinde araştırma yaparlar. Araştırma sonucunda karıncaların hassas antenleri sayesinde yiyeceklerin kokularına göre aldıkları besinleri ilaçladıklarını gözlemlemişlerdir. Ayrıca karıncaların vücutlarında gelişen bir enfeksiyonu hissettikleri zaman, kaptığı enfeksiyon miktarınca kendilerini dozladıkları tespit edilmiştir. İşte biz buna “kendi kendini … Okumaya devam et Karıncalarda sevk-i ilahî yansıması

Kur’ân mahzeninden şuleler – 2

Kur’ân-ı Kerim daha yeryüzüne inmeden önce kâinat kitabının harfleri, kelimeleri, satırları ve sayfaları hükmünde olan her bir varlık okunmuyordu, okunamıyordu. Mesela gökyüzünü kandil gibi süsleyen Ay ve yıldızlar, yeryüzünün lambası ve sobası hükmünde olan Güneş, bitkiler ve denizler okunamaz bir halde mânâsız telakki edilerek faydasız ve lüzumsuz olarak müşahede ediliyordu. Her şey belirli hikmet ve gaye ile yaratılarak, yaratıcının kudret harikalarını ve sanat eserlerini, kâinat … Okumaya devam et Kur’ân mahzeninden şuleler – 2

Kur’ân mahzeninden şuleler – 1

Cenab-ı Hak insanı mahiyet itibariyle diğer varlıklardan mümtaz ve müstesna olarak esma-i külliyeyi tazammun eder bir mahiyette yarattığından, nereden gelip nereye gittiğini ve varoluş gayesini, insanın müşahedesine iki türlü kitapla bildirmiştir. Birisi, böyle küllî sıfatlarıyla semâvî mesajları insana ders verecek olan Kur’ân-ı Azimüşşan’dır. İkinci kitap ise, O’nun tekvin sıfatının tecellisiyle O’nu tenvir ve tasvir edecek olan mukaddes kütüphane hükmünde olan kitab-ı kebir-i kainattır. Kitabın kâtibini … Okumaya devam et Kur’ân mahzeninden şuleler – 1

İsm-i Kuddüs’ün bedenimizdeki tecellisi

Vücudumuzda gün içerisinde birçok faaliyet gerçekleştiği halde bizim bundan haberimiz dahi olmamaktadır. Bizim en basit bir işle meşguliyetimize dahi iktidarımız yok iken, bilmekten aciz olduğumuz hikmetler vazifeli bir hücre, yüzlerce vazife peşinde koşturuluyor. Ve aynı anda yüzlerce hücre haberimiz olmadan hizmet ederken, yüzlerce insan bundan bihaber şekilde hayatını idame ettirmektedir. Vücudumuzda kusursuz bir şekilde gerçekleşen ism-i Kuddüs’ün cilve-i azamından gelen bu hayretengiz tanzif ve nezafet, … Okumaya devam et İsm-i Kuddüs’ün bedenimizdeki tecellisi

Husûmet ve adâvet mi?

Onlar ki! Onların her biri diğerinin kötülüğüne sevinir. Artık kalbin karışması ve bozgunluğa uğraması söz konusudur. Ve hedef kitlesi kalp olacaktır. Tevazudan uzak, rıza-i ilahiyenin daire-i izni haricinde, iradesiyle tezellüle tenezzül ederek kalplere eziyet edecektir. Böylelikle  “Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede nokta-i istinadı ‘kuvvet’ kabul eder. Hedefi ‘menfaat’ bilir. Düstur-u hayatı ‘cidal’ tanır. ‘Halbuki: Kuvvetin şe’ni, tecavüzdür. Menfaatin şe’ni, her arzuya kâfi gelmediğinden üstünde boğuşmaktır. Düstur-u cidalin … Okumaya devam et Husûmet ve adâvet mi?