Ene çadırı

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

AĞUSTOS’UN İLK HAFTASINDA iki farklı mekânda ailece çadır kurma fırsatı nasip oldu: Birincisi Çam Dağı’nda altı aile birlikte iki gece, ikincisi de köyüm Ayvazpınarı’nda iki aile birlikte tek gece geçirmek anne-baba, çoluk, çocuk hepimize çok iyi geldi. Büyükşehrin keşmekeşi, sanal dünyanın cazibesinden kendimizi kısa bir süre de olsa kurtarıp kâinatın ve özellikle de kendimizin gerçekliğiyle yüzleşme imkânı elde etmek huzur vericiydi. Çam Dağı’ndaki iki gecelik … Okumaya devam et Ene çadırı

Varoluş muammâmızın kilidi: ene

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

Varoluşumuzun kilidini bulmadan, hayatımızda karşılaştığımız ve karşılaşacağımız hiçbir muammanın kapısını açamayız. Ya kapıyı görmezden gelerek kendimizi kandırır ya da kapıyı tekmelemek suretiyle açmaya çalışarak kendimize yazık ederiz. Bunun için insanın kendi benliğiyle olan münasebeti çok mühim. Onunla kuracağı ilişki hem kendi varoluşu hem hayat hem kâinat hem diğer insanlar hem de Rabbiyle kuracağı ilişkinin mahiyetini tayin ediyor. Sınır tanımayan bir enenin kendi menfaati adına bunların … Okumaya devam et Varoluş muammâmızın kilidi: ene

Ejderhama mektup

Latest posts by Habibe Işık (see all)

Bir yandan olan bitenleri anlamlandırmaya yani okumaya çalışırken içinde bir tohum olan “ümid”i “yeis”in çürütmesine engel olmak zorun en zoru diye düşünüyorum bugünlerde. Her şeye rağmen bir mümini hayata bağlayan ümit ve geçmişte verdiği sınavları hatırlamak olsa gerek. Her devrin bir acı çekeni, ızdırap duyanı olması gerektiğini düşündükçe içinde filizlenen “ümit” en büyük nimet. Nimeti nimet bilmekse bütün nimetlerin sahibini tanımak anlamına geliyor. İçimizdeki ümidin … Okumaya devam et Ejderhama mektup

ا ve ٠

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Ene ve zerre’den ibaret bir elif, bir nokta’dır. ٠ ا Biri ا biri de ٠ Biri ene biri de zerre… Biri yazının besmelesi biri de sayının fatihası… Biri insaniyetin özü biri de kainatın temeli… Biri alem-i asgar denilen insaniyet alfabesinin elifi biri de insan-ı ekber denilen kainatın matematiğinin noktası… Biri enfüsi tefekkürün teleskobu biri de afaki tefekkürün mikroskobu… Ene uluhiyetin kibriyalı cilvelerine nazır, zerre de … Okumaya devam et ا ve ٠

Gökler korktu, ya sen?

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Gökler korktu… “Emanet” arz edilince gökler, yer ve dağlar korktular (eşfekne minha, Ahzab 33:72). İnsan ise korkmadı… Fıtratı, emanet-i kübranın ağır yükünü taşıyacak yetenekteydi. Yine de korkmalıydı… Emanete ihanetin ebedi zillet damgası “zalûm” ve “cehûl” olmaktı. II. İmam-ı Ali (RA) namaz öncesinde korkudan titrerdi. Sebebi sorulduğunda, “Allah’ın göklere, yerlere ve dağlara arz edip de onların kabulünden çekindikleri ve benim boynuma aldığım ilahi emaneti ödeme zamanı … Okumaya devam et Gökler korktu, ya sen?

Ene ve oruç

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Oruç, nefsin ve enaniyetin esaretinden bir kurtuluştur. Beden ülkesinin darbeci firavunu nefsin iktidarı oruç ile söner, sona erer. Bediüzzaman Said Nursi’nin beliğ ifadesiyle “Oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar.” Oruç bir hürriyettir. Tüm ibadetler gibi oruç da insanı özgürleştirir. Oruç maddenin, kesafetin, kesretin, nefsin, hevanın ağırlıklardan azad olup aklın, kalbin, ruhun, sırrın yüksek sırlarına uruc etmektir. Diğer ibadetlerde nefsanî bir haz bulunabilir. … Okumaya devam et Ene ve oruç