Ey aziz Üstadım!

Latest posts by Zehra Kocabaş (see all)

Aziz Üstadım; Ben sana 56 yıl sonrasından yazan yirmili yaşlarda bir gencim. Zifiri karanlıklardan, gafletli gecelerden, günah dolu günlerden yazıyorum. Yazmaya niyet ettim çok şükür sükuttaki kelimelerim kâğıda dökülerek fiiliyata geçti. Her geçen gün zatına hayran olduğum aziz Üstadım, kalem kelama kadir olmak ister. Okuduklarımızdan dinlediklerimizden daha fazlasıydın Aziz Üstadım. Yaşadığın dönemin zorluklarını okudukça bir taş oturuyor sanki içime. Çektiğin eziyetleri düşündükçe gözlerime yaşlar doluyor. … Okumaya devam et Ey aziz Üstadım!

Kelâmda istiğna

Latest posts by Destan Şahlan (see all)

Bediüzzaman Said Nursi istiğnanın zirvesinde bir zat… İstiğna için önce iktisad gelir ki Bediüzzaman’daki, yeme-içmenin ötesinde bir kanaat ve iktisad; nefesini, ömür dakikalarını boşa harcamayan bir zat… İstiğnasının temeli, maddiyata, malayaniyata ve faniyata muhtaç olmayışı muntazır kalmayışı… Öyle ki kelamı/kelimeleri bile bir istiğna abidesi… Kabul görmek, nam salmak, kapak atmak ya da beğenilmek, kendini/bilgisini ispat etmek için söylemiyor, kendini bunlara muhtaç hissetmiyor. Bizzat hakikat için, … Okumaya devam et Kelâmda istiğna

İzzet ve teslimiyet

Derler ki: Eğer Medine’ye döner gider isek elbette aziz olanlar, zelil olanları oradan çıkaracaklardır. Halbuki izzet Allah’a mahsustur ve peygamberi ile mü’minlere mahsustur. Fakat o münafıklar bilmezler. Münafikun, 63/8. Müslümanlar olarak teslimiyetimizi kaybettiğimizde izzetimizi mumla arar olduk. Nitekim tefekkür edildiğinde iki mefhum arasında kopmaz bir bağ olduğu görülür. 1400 yıllık İslam tarihine baktığımızda -son iki, üç asır hariç- Batı’nın bizim dinimize, şeriatımıza getirdiği eleştirilere karşı … Okumaya devam et İzzet ve teslimiyet

İki kef (ك) ile iki nun (ن) kab-ı kavseynlerinde gerçekleşen ezeli iltifat

Mustafa Said İşeri

okur, düşünür, yazar, sever, gezer, arar...
okur lakin beddua ve lanet değil,
düşünür lakin bencilcesini değil hikmetlicesini,
yazar lakin yazarlık taslamaz,
sever lakin nur saçanı ve elemsiz lezzet vereni,
gezer lakin aylak aylak değil seyr ve fikr merakına,
arar lakin ebediyet mührü olanı ve beka bulanı,
cehalet çöllerinde hakikat ab-ı hayatına susamış bir yolcu gibi...
http://www.hakikatarayisi.com
Mustafa Said İşeri

Latest posts by Mustafa Said İşeri (see all)

Öyle harfler vardır ki tek bir nüktesini keşfetmek için gerektiğinde canlar feda edilir. Allah’ın ezeli kelamı olan Kur’an harfleri işte uğruna şehit düşülecek derecede kıymetli harflerdir. Birinci Dünya Savaşı’nın dehşetli günlerinde İşaratü’l İ’caz tefsirini telif ederken Bediüzzaman Said Nursi de bu manada bir halet-i ruhiyeye bürünmüştür. 1959 yılında talebelerine verdiği en son dersinin son satırlarında 44 yıl önceki tavrını kapalı bir üslupla zikrederek “azami ihlâs” … Okumaya devam et İki kef (ك) ile iki nun (ن) kab-ı kavseynlerinde gerçekleşen ezeli iltifat

Said Nursi ve siyaset

Mehmet Kaplan

Süleyman Demirel Üniversitesi / Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü - Din Sosyolojisi
Mehmet Kaplan

Latest posts by Mehmet Kaplan (see all)

Said Nursi 1878 yılında Bitlis’in İsparit nahiyesi Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960’da Şanlıurfa’da vefat etmiştir. Hareketli ve heyecanlı bir hayat yaşamış, memleket memleket sürgünlere, hapishanelere yollanmış, daima Allah demiş, Kur’an demiş ve yazdığı eserlerle milletin imanı yolunda hizmet etmiştir. Devrin idarecilerinin ona yaşattıkları sıkıntılara rağmen kendi değerleri ve düşünceleri uğruna mücadelesini devam ettirmiş ve geriye Risale-i Nur eserlerini bırakmıştır. Said Nursi’nin hayat felsefesi … Okumaya devam et Said Nursi ve siyaset

Batı ve hakikat: Dava adamlarının aynasında bir samimiyet testi

Abdülhamid Karagiyim

vukufiyet'ten niyetimiz şu duanın kapsama alanına girmektir:
Şu risale bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirtleri, içinde birbiriyle mânen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar. Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirtleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor.
Abdülhamid Karagiyim

“Modern Dünyanın Kurtuluşu Kimde?” başlıklı yazımızda Batı felsefesinin insanları kendi iç aleminde nasıl bir çoraklaşmaya mahkum ettiğinden bahsetmiştik. Madde aleminde büyük bir terakkiyat, fakat buna bedel mana alemlerinde feci bir tedenniyat yaşayan Batının intiharlar, depresyon hapları, yalnızlık hissiyatlarıyla çalkalanan modern çağın insanı için hakiki bir çözüm üretemeyeceği yazının temel konusuydu. Yazıya ilham olan eser Aklı Karışıklar İçin Kılavuz’un bir başka bölümü var ki bu bölüme … Okumaya devam et Batı ve hakikat: Dava adamlarının aynasında bir samimiyet testi